BİNGÖL
BAROSU
Gezinti Bağlantılarını Atla
 
 
  
 
EkimKasımAralık
PztSalÇarPerCumCmtPaz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930123
45678910
BASIN AÇIKLAMASI
Tarih: 23.11.2014 23:00:00 | Okunma Sayısı: 1261 | | |

                                               BASINA VE KOMUOYUNA               

Dünya tarihi fiziki gücü olanların, olmayan canlılara ve tabiata kırım uyguladığını göredurmuştur. Özellikle cins kırımı tüm dünyada ve ülkemizde yabancı olmadığımız bir durum. Ne yazık ki bu kırım insanlık tarihinin utanç verici belli günlere ayrılmasına neden olmuştur. Kadına yönelik şiddete karşı mücadele ve uluslar arası dayanışma günü de yine böyle bir kırımın sonucu olarak kabul görmüştür.

                25 Kasım, Dominik Cumhuriyeti'nde, Salcedo'da Ojo de Agua adlı köyde doğmuş, Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele eden Clandestina Hareketi'nin öncülerinden olan Patria, Minerva ve Maria Mirabel kardeşlerin sistem tarafından katledildiği tarihtir. Mirabel kız kardeşlerin, diktatörlüğün askerleri tarafından, tecavüz edildikten sonra vahşi bir şekilde katledildikleri utanç gününün ve insanlık ayıbının yıl dönümüdür. 1960 yılının 25 Kasım'ın da, Dominik Cumhuriyeti'nin kuzey bölgesinde, bir uçurumun dibinde üç kadının cesedi bulunur. Bunlar Mirabel kardeşlerdir. Ertesi sabah gazetelerde bu ölümlerin bir kaza sonucu meydana geldiğini anlatan bir haber çıkar. Ama gerçek göründüğü gibi değildir. Mirabel kardeşler, ülkelerinde siyasal özgürlük için kararlılıkla mücadele ederek Latin Amerika'daki diktatör Rafael Leonidas Trujillo'ya meydan okur .Bu yüzden diktatörlük tarafından zulme uğrayarak pek çok kez hapsedilir ve en son olarak da 25 Kasım 1960 yılında arabalarından zorla indirilerek tecavüz ve işkenceyle katledilirler. Sonrasında, bu katliam kayıtlara "Araba Kazası" olarak geçecektir. Mirabel kız kardeşlerden birinin kod adının Kelebek olmasından da esinlenerek; o günden sonra bu üç kız kardeş, gerek Dominik'te gerek dünya da "Kelebekler" adıyla efsaneleştirilerek anılmaya başlarlar. Önce 1981'de Dominik'te toplanan Latin Amerika Kadın kurultayında; 25 Kasım , "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Ve Uluslararası Dayanışma Günü" olarak kabul edilir. Daha sonra 1985 yılında, Birleşmiş Milletler tarafından "25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddetin Yok Edilmesi İçin Uluslararası Mücadele" günü ilan edilir. 1981 den bu yana dünyanın dört bir köşesinden kadınlar, efsaneleşen bu üç kelebeği anıyorlar. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, savaşa, ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı kadın dayanışmasını örüyor, seslerini yükseltiyorlar. Adeta kelebekçesine kanat çırparak uçmayı sürdürüyorlar.

          Mirabel kardeşlerin nezdinde, bir savaş politikası olarak cinsel saldırılara hedef olan kadın bedeni, bu kez mücadeleye atılan kadınları ortadan kaldırmak için hedef alınmış ve kadın kimliğini aşağılamak adına tecavüz edildikten sonra katledilmişlerdir.

          Türkiye de günde ortalama 3 kadın cinayete kurban gidiyor.Türkiye İstatistik Kurumu’nun resmi rakamlarına göre 2011 tarihi itibari ile kadın cinayetlerinde %1400 artış olmuştur. Yine  tecavüz ve taciz gibi cinsel saldırı suçlarında son beş yılda %30 artış yaşanmıştır. 2006’da 528, 2007’de 473, 2008’de 577 ve 2009’da 652 kadın tecavüze uğrarken 2006’da 489, 2007’de 540, 2008’de 589, 2009’da 624 cinsel taciz olayı meydana gelmiştir. 2005-2010 yılları arasında, 100 binin üzerinde kadın cinsel saldırıdan mağdur olmuştur. Mağdur kadınların %40’ının korktukları için şikâyetçi olmadıkları tahmin ediliyor. Bu açıdan istatistikler gerçek rakamların ancak yarısını ortaya koyabiliyor.

          Ülkemizin yakın tarihinde de toplumun hafızasına kazınan kadına yönelik şiddet ve bu şiddetin ulaştığı en son boyut olarak kadın cinayetleri kanayan yara durumundadır. Ayşe Paşalı, Arzu Yıldırım, Saliha Erdem, Münevver Karabulut ve daha adını sayamadığımız aile içi şiddete, toplumsal şiddet ve baskıya ,tecavüze, tacize, savaşlara, zulme, ırkçılığa her türlü aymazlığa layık görülen, “soframızda ki yeri öküzümüzden sonra gelen” nice kadınlar, kadınlarımız…

             Bizler Bingöl Barosu olarak kadınlarımıza dayatılan bu yaşama karşı olduğumuzu, kabul etmediğimizi belirterek, kadına şiddetin her türlüsüne karşı çıkacağımızı, yaşanılabilir bir dünya ve eşit cins yaşamı için tüm kadınlarımızın arkasında ve destekçisi olacağımızı bildiririz. Kadınlarımızın adeta kelebekmişçesine kanat çırparak verdikleri mücadelede onlara omuz olacağımızı bir kez daha belirtir, kadınların yaşamla özdeşleştiği bir gelecek dileriz…

                                                                                                              Bingöl Barosu Adına

                                                                                                              Baro Başkanı

                                                                                                              Av. Abdullah ALAKUŞ

21.11.2017 Salı