BİNGÖL
BAROSU
Gezinti Bağlantılarını Atla
 
 
  
 
EkimKasımAralık
PztSalÇarPerCumCmtPaz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930123
45678910
Ziyaret
Tarih: 12.12.2011 22:00:00 | Okunma Sayısı: 2836 | | |
BARONUN BİNGÖL ÜNİVERSİTESİNİ ZİYARETİ

Bingöl Barosu olarak Bingöl üniversitesinde son dönemde bazı öğrenci grupları arasında çıkan olaylar ve üniversitedeki diğer sorunları görüşmek amacıyla Bazı sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile birlikte Bingöl üniversitesi Rektörü Sayın Gıyasettin BAYDAŞ’I ziyaret ettik. Bu ziyaretimiz Yeni kurulan ve çok fazla bir geçmişi olmayan üniversitemizde yaşanan olayların ilerleyen dönemlerde de tekrar yaşanmaması bu konuda gerekli önlemlerin alınması amacıyla yapılmıştır.

Sayın Gıyasettin Baydaş ile yaptığımız görüşme neticesinde kendisi yaşanan olayların tamamen münferit olaylar olduğu bu olayların üniversitenin dışında gelişen ve dışardan insanların müdahalesi ile büyüyen olaylar olduğunu belirtmiştir. Sayın rektör bu tür olayları kendilerinin çözebileceğini ve çözdüklerini, dışardan herhangi bir müdahale yapılmaması gerektiğini ve basının da yaşanan olayları doğru analiz ederek vatandaşlara bu şekilde bilgi vermesi gerektiğini ifade etmiştir.

Bizce bu olaylar münferit olaylar olarak değerlendirilemez. Üniversitemizin çok yeni olması nedeniyle bu olayların sağ ve sol görüşlü öğrenciler arasında üniversitede egemen olma kavgası olduğu kanaatindeyiz. Kaldı ki yaşanan olayların birkaç güne yayılması ve yaralanan öğrencilerin de sağ ve sol görüşlü öğrenciler olması bu görüşümüzü destekler niteliktedir. Biz ce bu olayların münferit birer olay olarak değerlendirilmesi son derece yanlış ve ileride önüne geçilmez başkaca olayların yaşanmasına vesile olacak bir değerlendirmedir. Çünkü sorunu doğru tahlil etmek sorunun çözümü için gerekli ve zorunludur. Kaldı ki Demokratik açılımın görüşüldüğü bir dönemde bu olayların yaşanması çok manidardır. Ayrıca Sayın Rektörümüzün sorunu özellikle örtmeye çalışma gayretini anlamak oldukça güçtür. Bingölün küçük bir il olması nedeniyle bu tür olaylar çok çabuk yayılmakta ve halk arasında farklı algılamalara sebep olmaktadır.

Bizler her insanın fikir sahibi olması gerektiğine inanan avukatlar, Üniversite rektörümüzün mutlak bir fikre tabi olması ve kendine zıt olanları dışlamak yerine kucaklayıcı olması dileğindeyiz. Sayın rektörümüzün tüm kamusal prosedürleri bir kenara bırakıp öncelikle kendini ilimizin gelişimini sağlamaya çalışan gönüllü olmasını beklentisi içerisindeyiz. Bingöl halkı içerisinde yayılan söylentiler sonucu üniversitemiz yönetimi kampus içerisinde öğrencilerin ana dillerinde diyalogunu engelleyen, fikirsel gelişimlerini sağlayacak gazete, dergi ve diğer argümanların kullanımını yasaklayan sözlü uyarılarda bulunduğu söylenmektedir. Varsayalım ki belirtilen uyarılar yapılmamıştır ve söylenenler sadece üniversitemizi yıpratmaya yöneliktir. Bu husus bile üniversitemiz rektörlüğünün ilimiz üzerinde bıraktığı izlenimin analizinde sayın rektörümüzün sorunu sadece kendi içinde çözemeyeceğini ve yaşanana olayların topluma mutlak bir şekilde lanse edildiğini anlamasını gerektirir. 

Burada belirtilmesi gereken diğer bir husus da çıkan olaylar esnasında güvenlik güçlerinin göstermiş olduğu tutumdur. Bize öğrenciler tarafından aktarılan olay yerinde bulunan bazı emniyet mensuplarının birebir olayın tarafıymış gibi hareket ettikleri ve olaylara dahil olduğu yönündedir. Bu tür olayları önlemek amacıyla görevlendirilen emniyet mensuplarının daha dikkatli olmaları ve yüklendikleri vazifenin bilinciyle hareket etmeleri gerekmektedir.

ÖNERİLERİMİZ

Biz Bingöl Barosu olarak yeni kurulmuş olan Bingöl Üniversitesinde bu tür olayların yaşanması halinde bunun Bingöl halkına çok çabuk yansıyacağı ve anlık tepkilerin farklı olacağı düşünülerek aynı olayların tekrar yaşanmaması için Üniversite Rektörlüğünün bu konuda daha hassas olması gerektiği ve olayların sebebini saklamak yerine sebeplerle yüzleşmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Üniversitenin halkla bütünleşmesi ve halkla iç içe olması gerekir. Ne yazık ki Üniversitemiz yeni kurulmuş olsa bile halka bir türlü bütünlük sağlayamamakta ve kendi dışına çıkamamaktadır. Bu da üniversitenin bir ilde var oluş sebebine ve amacına aykırı düşmektedir. Bir üniversitenin ancak halkla bütünleşirse büyüyebileceği unutulmamalıdır.

Sorunlar görmezden gelinmemeli ve sorunların çözümü için sivil toplum kuruluşlarıyla sürekli diyalog halinde olunmalıdır. Sivil Toplum Kuruluşlarının önerileri yok sayılmamalı ve yapılacak çalışmalarda mutlaka fikir alışverişinde bulunulmalıdır.

Üniversite yalnızca kendi büyümesine değil aynı zamanda bulunduğu ildeki insanların da büyümesine olanak sağlamalı ve bu konuda gerekli çalışmaları yapmalıdır. Üniversitenin bir eğitim öğretim kurumundan çok daha farklı olduğu unutulmamalı, Üniversitede eğitim değil düşünme ve sorgulama ön planda olmalıdır.

Üniversite bütün siyasi düşüncelerin özgürce tartışıldığı ve bütün düşüncelerin saygı gördüğü bir alan olmalıdır. Üniversitelerin kuruluş ve çalışma şartları buna olanak sağlamalı farklılıkları dışlamak yerine kabul etmek temel ilke olarak kabul edilmelidir.

Av. Yılmaz SEVEN
20.11.2017 Pazartesi